Zor konuşuyordu..Anlatamıyordu..Sesi çoğu zaman çıkmıyordu..Acısı onu kitliyordu..Kelimelerini , sözlerini ,kollarını ,bacaklarını,gözlerini esir almıştı..
En çok güvendiği ,en çok sevdiği ,hayatının en değerli varlığı işte bu gece yarısında kendisini terk etmişti..
Hani gitmeyecekti..
Gitti..
Hani onu hiç yalnız bırakmayacaktı..
Bıraktı...İşte yalnızdı..
Hiç ağlatmıyacaktı onu söz vermişti..Hem de kaç kere..
O zaman bu göz yaşları ne idi..?
Suskun kalmak istemiyordu..Avazı çıktığı kadar bağıra bağıra ağlamak..Aklına gelen bütün nedenli soruları bağıra bağıra sormak..Gidişine engel olamadığına yanmak..Yandığını nasıl acı çektiğini bağıra bağıra ciğerlerini yırtarcasına anlatmak istiyordu..
Nereye gitmişti..Nereye gidebilirdi ki ..
Az önce alıp gitmişlerdi..
Son bakışında gidişine bir yalan bulmak istercesine bakmıştı..Son nefesini verirken gözlerinde kendini görür gibi olmuştu..
Gitmişti işte...
Gitmişti..
Bütün herşey bundan sonra bundan öncede olduğu gibi yalandı..
Hıçkırıklarının arasında hatırladı..
Ne elveda demişti ona..Ne güle güle..
Ardından el bile sallamamıştı..
Çırpıntısından fark etmemişti..Oda bir bakışla kalmıştı..
Bakışında bir kelimelik anlam vardı..
O da hoşcakal...
8 Aralık 2012 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Olmayacak Şeylerin Olma Zamanı
Olmayacak Şeylerin Olma Zamanı : Bir sohbetin orta yerinde bir laf ortaya atılıveriyor: "Olmayacak şeylerin olma zamanı gelmiş olabilir...
-
Sormuyorsun neden. Aklına gelmiyor değil cevabını bilmiyorsun. Biliyor olma ihtimalin çok yüksek biliyor olabilirsin verilen cevabın ne old...
-
Zamanın Taşıdığı Yük : "Zamanı değil," dediğin anların birinde, en zorlu uyanışlarından birini yaparken… Misal, nereden çıktı dedi...
-
Ben seni tanımaktan çok mutluyum.. Tanıdığımda en aykırı soruların sahibi olacağı izlenimim yoktu.. Öyle ge...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder