Yumuk yumuk bakışlarınla tanışmıştık seninle..
Bir sabaha karşı gelmiştik hastahane ye akşam üstüne kadar bekletmiştin bizi..Sonra yumuk yumuk bakışlarınla tanıştık ..Annen ve ben için hayatımıza bir başka soluk getirdin..Çevremizde bulunan insanlarda senin gelişinden mutlu oldular.
Saymıyorum şimdi..Bazıları yalnızca bir süreliğine bizden ayrıldılar ama çok yakınımızda bizim bütün mutluluklarımız da olduğu gibi bu mutluluğumuzu da paylaşıyorlar..
O gün her nasılsa o küçücük elinle parmağımı tutup yaşamak için yardımımı istemiştin..
Bak bırakamadım seni..Daima ardında sana destek olma gayreti içinde oldum..
Çocukluğun bir harikaydı..Gülümsemelerin , içten sarılışların bir babaya yaşatacağın en büyük mutluluktu..Şimdi de böyle..Sende çok çok büyümedin zaten..Hala benim mis kokulu bebeğimsin..
Seninle her şeyi yaşamak ama her şeyi yaşamak çok güzel..Bunu bütün babalar kızlarına söyler bende sana söylüyorum..
Kokun yüreğimin en derin yerlerine sinmiş..
Seninle birlikte o kadar çok şey yaptık ki..Saymam onsekiz yılımı alır..Onsekiz yıl dile kolay senin tüm yaşamın..Bir anının bile eksikliği beni üzer..
Seninle okula yeniden başladım..Seninle yürümeyi ,koşmayı ,şarkı söylemeyi ,müzik dinlemeyi ,oturmayı ,yatmayı ,su içmeyi ,yemek yemeyi ,resim yapmayı ,yazı yazmayı , gülmeyi , kahkahalar atmayı , ıslanmayı ,düşmeyi ne varsa senin hayatında her şeyi bende yeni baştan öğrendim..
Senin baban olmak benim için en büyük kıvanç..
Seni seviyorum Pamuk Prensesim..Kuzum..
Canım kızım...
İyi ki varsın..Hayatım bir başka aydınlanıyor...
17 Ocak 2013 Perşembe
3 Ocak 2013 Perşembe
Mutlu yıllar bebeğim...
Nasıl derler bilirsin ya..
Hani dolu dizgin yaşanmış bir gecenin ardından bayram gibi bir sabaha uyanırsın ya...
Yorganın üstünden gözünü açmadan çoraplarını bulmaya çalışırsın , yataktan çıkmadığına kendini inandırmak için yorganı sırtına alıp kalkarsın ya yataktan..
Beklediğin bir şey varmış gibi..
Biri bacadan girip salondaki süslü çamın altına senin için bir paket bırakmış düşündesindir ya..
Öyle kalk bu sabahta öyle bir sabah gibi..
Yüzüne en sevimli halini gösteren bir tebessüm al ,en tazesinden , en sevimlisinden. Yorgana sarınarak koltuğa bırak kendini .Ayaklarını karnına çek otur..Derin dolu dolu bir nefes çek içine..Gözlerini yavaş yavaş aç..
Göğsümde bir ağrı yine..Geyiklerin çan sesleriyle geçişlerini duyar gibiyim gökyüzünden. Geldiklerinde bende binip gitsem mi diyorum..Öyle derin derin geçmişi düşünmeden ..Bir kahve molası tadında bırakıp burayı ,düşleri ,hayalleri ,anıları ,yıldızları doldurup çuvalıma sırtlayıp bende binsem mi o kızağa ?
Kar çok güzel yağıyor ..Kalınlaşacak sabaha dek..Yürüyüp gitsem ayak izlerim olmadan ,ses çıkarmadan..Gittiğim yeri ilk defa bilmeden..
Sen baksan çamın altına ..Bir kutu bırakılmış sana..Kutu hayatın olsa..Sırtındaki yorganı bırakıp kalksan açsan kutuyu yavaş umutlu hareketlerle .Kutu boş..
İçinde ben olmasam..
Sadece bir ses duysan neden geldiğini bilmediğin..
Bundan sonra hep duyacağın bir ses ta yüreğine işleyen..
Mutlu yıllar bebeğim...
Hani dolu dizgin yaşanmış bir gecenin ardından bayram gibi bir sabaha uyanırsın ya...
Yorganın üstünden gözünü açmadan çoraplarını bulmaya çalışırsın , yataktan çıkmadığına kendini inandırmak için yorganı sırtına alıp kalkarsın ya yataktan..
Beklediğin bir şey varmış gibi..
Biri bacadan girip salondaki süslü çamın altına senin için bir paket bırakmış düşündesindir ya..
Öyle kalk bu sabahta öyle bir sabah gibi..
Yüzüne en sevimli halini gösteren bir tebessüm al ,en tazesinden , en sevimlisinden. Yorgana sarınarak koltuğa bırak kendini .Ayaklarını karnına çek otur..Derin dolu dolu bir nefes çek içine..Gözlerini yavaş yavaş aç..
Göğsümde bir ağrı yine..Geyiklerin çan sesleriyle geçişlerini duyar gibiyim gökyüzünden. Geldiklerinde bende binip gitsem mi diyorum..Öyle derin derin geçmişi düşünmeden ..Bir kahve molası tadında bırakıp burayı ,düşleri ,hayalleri ,anıları ,yıldızları doldurup çuvalıma sırtlayıp bende binsem mi o kızağa ?
Kar çok güzel yağıyor ..Kalınlaşacak sabaha dek..Yürüyüp gitsem ayak izlerim olmadan ,ses çıkarmadan..Gittiğim yeri ilk defa bilmeden..
Sen baksan çamın altına ..Bir kutu bırakılmış sana..Kutu hayatın olsa..Sırtındaki yorganı bırakıp kalksan açsan kutuyu yavaş umutlu hareketlerle .Kutu boş..
İçinde ben olmasam..
Sadece bir ses duysan neden geldiğini bilmediğin..
Bundan sonra hep duyacağın bir ses ta yüreğine işleyen..
Mutlu yıllar bebeğim...
14 Aralık 2012 Cuma
Hatırla...
Hani o zamandan kalan bütün şarkıları unutacağımı düşünerek şarkı nakaratları söylerdin ya:
-Ya beni unutmuşsan ,ya da artık sevmiyorsan..
Nasıldı hatırladın mı o şarkı..???
Ya beni..
Dediğin gibi oldu..Yazdığın yazılar ,şiirler ,mektuplar...
Dediğin gibi..
Telefon da kalmayan sesin..
-Alo kimsin ?
-Benim ..
-Sen kimsin ?
Olmadı ya olsaydı böyle olurdu herhalde konuşmalar..
-Selam..
-Pardon çıkaramadım..
Yolda bir karşılaşma konuşması olur şimdi..
Dışarıda kar yağıyor..Kimin umurunda ..Adın mı kaldı?Adım mı kaldı?
Hepsi hikaye idi..Bitti ve gitti..
Ben uzak geçmişi hatırlıyorum sadece ..Sen yakın geçmişi..
Her akşam seninle beni yeniden tanıştırıyorlar güya..Sen değilsin biliyorum..Ses çıkartmıyorum .. Sen değilsin..
Karşımdaki kadın:
- Boş verin diyor Alzheimer..Tanımaz..
Ama o da benim anlattığım anılardan habersiz..Geçmişi yok..
- Unutkanlık diyorlar onun için..
Aynı masada karşılıklı oturup birbirimizi tanımadan yemek yiyoruz..
Tanışamadan ..Konuşamadan..
Gençlik bu..
- Hatırla..Hatırla ..Hatırlaaa..
-Ya beni unutmuşsan ,ya da artık sevmiyorsan..
Nasıldı hatırladın mı o şarkı..???
Ya beni..
Dediğin gibi oldu..Yazdığın yazılar ,şiirler ,mektuplar...
Dediğin gibi..
Telefon da kalmayan sesin..
-Alo kimsin ?
-Benim ..
-Sen kimsin ?
Olmadı ya olsaydı böyle olurdu herhalde konuşmalar..
-Selam..
-Pardon çıkaramadım..
Yolda bir karşılaşma konuşması olur şimdi..
Dışarıda kar yağıyor..Kimin umurunda ..Adın mı kaldı?Adım mı kaldı?
Hepsi hikaye idi..Bitti ve gitti..
Ben uzak geçmişi hatırlıyorum sadece ..Sen yakın geçmişi..
Her akşam seninle beni yeniden tanıştırıyorlar güya..Sen değilsin biliyorum..Ses çıkartmıyorum .. Sen değilsin..
Karşımdaki kadın:
- Boş verin diyor Alzheimer..Tanımaz..
Ama o da benim anlattığım anılardan habersiz..Geçmişi yok..
- Unutkanlık diyorlar onun için..
Aynı masada karşılıklı oturup birbirimizi tanımadan yemek yiyoruz..
Tanışamadan ..Konuşamadan..
Gençlik bu..
- Hatırla..Hatırla ..Hatırlaaa..
12 Aralık 2012 Çarşamba
Eski dostum..
Hava bozdu..Kuzeyden sıkıca ,hem de pek sıkıca esiyor yel..
Kuzeyden estiğini söylüyorum ya..Kitaplardan ,televizyonlardan ,gazetelerden öğrendiğim soğuk rüzgarların kuzeyden estiğini duyduğumdan..
Yoksa şehrin ara sokaklarından birinde yarı açık bir camdan bunu bilmem neredeyse imkansız..
Ama burası Ankara..Her şeyini bilirim..En güzel günlerini de ,en kötü günlerini de beraber yaşadık ..
En eski dostlarımdan biridir..Birbirimize kötü gözle bakmadık..Kol kola girip yürümüşlüğümüz çok kaldırımlarında..
Sevgililerimizden ayrıldığımızda birbirimizin saçını sıvazlayıp teselli verdiğimiz,göğsümüze yaslayıp ağlamasının bitmesini beklerken onun hıçkırıklarıyla göğsümüzün ,sesimizin titrekliğini sakladığımız çok olmuştur..
Elele tutuşmadık..Kol Kola omuz omuza çok yürüdük..
Sevgili olamadık birbirimize..Yetemiyeceğimizi bildiğimizden birbirimize..
Ama yalnızlıklarımız ikimiz olsak da bitmedi..
Birbirimize ağladık..Bir birimize gülümsedik..Birbirimize çok güldük düştüğümüzde..
Biz dosttuk..O her köşesiyle benim dostumdu..Her halinde gördüm onu ..Oda beni..
O yüzden bilirim..Havasını ,kokusunu ,hüznünü,kırılışını..
O da beni bilir..
Kuzeyden estiğini söylüyorum ya..Kitaplardan ,televizyonlardan ,gazetelerden öğrendiğim soğuk rüzgarların kuzeyden estiğini duyduğumdan..
Yoksa şehrin ara sokaklarından birinde yarı açık bir camdan bunu bilmem neredeyse imkansız..
Ama burası Ankara..Her şeyini bilirim..En güzel günlerini de ,en kötü günlerini de beraber yaşadık ..
En eski dostlarımdan biridir..Birbirimize kötü gözle bakmadık..Kol kola girip yürümüşlüğümüz çok kaldırımlarında..
Sevgililerimizden ayrıldığımızda birbirimizin saçını sıvazlayıp teselli verdiğimiz,göğsümüze yaslayıp ağlamasının bitmesini beklerken onun hıçkırıklarıyla göğsümüzün ,sesimizin titrekliğini sakladığımız çok olmuştur..
Elele tutuşmadık..Kol Kola omuz omuza çok yürüdük..
Sevgili olamadık birbirimize..Yetemiyeceğimizi bildiğimizden birbirimize..
Ama yalnızlıklarımız ikimiz olsak da bitmedi..
Birbirimize ağladık..Bir birimize gülümsedik..Birbirimize çok güldük düştüğümüzde..
Biz dosttuk..O her köşesiyle benim dostumdu..Her halinde gördüm onu ..Oda beni..
O yüzden bilirim..Havasını ,kokusunu ,hüznünü,kırılışını..
O da beni bilir..
8 Aralık 2012 Cumartesi
Hoşcakal...
Zor konuşuyordu..Anlatamıyordu..Sesi çoğu zaman çıkmıyordu..Acısı onu kitliyordu..Kelimelerini , sözlerini ,kollarını ,bacaklarını,gözlerini esir almıştı..
En çok güvendiği ,en çok sevdiği ,hayatının en değerli varlığı işte bu gece yarısında kendisini terk etmişti..
Hani gitmeyecekti..
Gitti..
Hani onu hiç yalnız bırakmayacaktı..
Bıraktı...İşte yalnızdı..
Hiç ağlatmıyacaktı onu söz vermişti..Hem de kaç kere..
O zaman bu göz yaşları ne idi..?
Suskun kalmak istemiyordu..Avazı çıktığı kadar bağıra bağıra ağlamak..Aklına gelen bütün nedenli soruları bağıra bağıra sormak..Gidişine engel olamadığına yanmak..Yandığını nasıl acı çektiğini bağıra bağıra ciğerlerini yırtarcasına anlatmak istiyordu..
Nereye gitmişti..Nereye gidebilirdi ki ..
Az önce alıp gitmişlerdi..
Son bakışında gidişine bir yalan bulmak istercesine bakmıştı..Son nefesini verirken gözlerinde kendini görür gibi olmuştu..
Gitmişti işte...
Gitmişti..
Bütün herşey bundan sonra bundan öncede olduğu gibi yalandı..
Hıçkırıklarının arasında hatırladı..
Ne elveda demişti ona..Ne güle güle..
Ardından el bile sallamamıştı..
Çırpıntısından fark etmemişti..Oda bir bakışla kalmıştı..
Bakışında bir kelimelik anlam vardı..
O da hoşcakal...
En çok güvendiği ,en çok sevdiği ,hayatının en değerli varlığı işte bu gece yarısında kendisini terk etmişti..
Hani gitmeyecekti..
Gitti..
Hani onu hiç yalnız bırakmayacaktı..
Bıraktı...İşte yalnızdı..
Hiç ağlatmıyacaktı onu söz vermişti..Hem de kaç kere..
O zaman bu göz yaşları ne idi..?
Suskun kalmak istemiyordu..Avazı çıktığı kadar bağıra bağıra ağlamak..Aklına gelen bütün nedenli soruları bağıra bağıra sormak..Gidişine engel olamadığına yanmak..Yandığını nasıl acı çektiğini bağıra bağıra ciğerlerini yırtarcasına anlatmak istiyordu..
Nereye gitmişti..Nereye gidebilirdi ki ..
Az önce alıp gitmişlerdi..
Son bakışında gidişine bir yalan bulmak istercesine bakmıştı..Son nefesini verirken gözlerinde kendini görür gibi olmuştu..
Gitmişti işte...
Gitmişti..
Bütün herşey bundan sonra bundan öncede olduğu gibi yalandı..
Hıçkırıklarının arasında hatırladı..
Ne elveda demişti ona..Ne güle güle..
Ardından el bile sallamamıştı..
Çırpıntısından fark etmemişti..Oda bir bakışla kalmıştı..
Bakışında bir kelimelik anlam vardı..
O da hoşcakal...
2 Aralık 2012 Pazar
Gidiyorlar birer birer..
Her akşam sessizliği bir fısıltıyla bozar , eğik bir kafa işaretiyle beraber:
- İyi akşamlar .. Derdi..
Çoğu zaman işimden kafamı kaldırıp cevap verirken yok olurdu kapıdan..Arkasından yüksek sesle cevaplardım..
-İyi akşamlar...
Çalıştığımız iş yerinden önce o ,sonra ben ayrıldık..Görüşmedik yıllar boyu ..Bir haberde alamadım..
Uzunca bir aradan sonra gecikmiş akşam saatlerinin birinde eve gidişin telaşıyla yürürken sarsak adımlarıyla bir köşeye dönüşünü gördüm..
Köşeye varınca ardından baktım..Bayağı sarhoştu..Kaldırımda pek kalamıyor..Araçların arasından yola çıkıyor..Tekrar kaldırıma dönmek için epey bir uğraş veriyordu..
İşinin ehli iyi bir ustaydı..Eğer bir işi isteyerek yaparsa çok güzel yapardı.. Ama eğer istemez ise o iş için ayrılan bütün malzemenin içine ederdi açıkçası..
Çok kibar sayılmazdı ... Kibar davranmayı severdi..
Geçen akşam bir arkadaşımla karşılaştığımda öğrendim öldüğünü..Müşterisiymiş..Laf arasında söyledi önemsemeden..Beni tanıdığını söylemiş bir gün ona..
Gidiyorlar birer birer ..Hayatımızdan ..Bazen iyi gün dileyenler..Bazen iyi akşamlar diyenler..Hayatımızın sesleri kayboluyor mu ?..Yoksa ben mi sağırlaşıyorum..
- İyi akşamlar .. Derdi..
Çoğu zaman işimden kafamı kaldırıp cevap verirken yok olurdu kapıdan..Arkasından yüksek sesle cevaplardım..
-İyi akşamlar...
Çalıştığımız iş yerinden önce o ,sonra ben ayrıldık..Görüşmedik yıllar boyu ..Bir haberde alamadım..
Uzunca bir aradan sonra gecikmiş akşam saatlerinin birinde eve gidişin telaşıyla yürürken sarsak adımlarıyla bir köşeye dönüşünü gördüm..
Köşeye varınca ardından baktım..Bayağı sarhoştu..Kaldırımda pek kalamıyor..Araçların arasından yola çıkıyor..Tekrar kaldırıma dönmek için epey bir uğraş veriyordu..
İşinin ehli iyi bir ustaydı..Eğer bir işi isteyerek yaparsa çok güzel yapardı.. Ama eğer istemez ise o iş için ayrılan bütün malzemenin içine ederdi açıkçası..
Çok kibar sayılmazdı ... Kibar davranmayı severdi..
Geçen akşam bir arkadaşımla karşılaştığımda öğrendim öldüğünü..Müşterisiymiş..Laf arasında söyledi önemsemeden..Beni tanıdığını söylemiş bir gün ona..
Gidiyorlar birer birer ..Hayatımızdan ..Bazen iyi gün dileyenler..Bazen iyi akşamlar diyenler..Hayatımızın sesleri kayboluyor mu ?..Yoksa ben mi sağırlaşıyorum..
27 Kasım 2012 Salı
Sis pus geldi.. Yağmur gecikti...
Çok çok uzun zaman olmuş..Ben farkında olmadım..Bu gün farkettim..Yağmur epeydir yağmıyor..Islanmayalı çok olmuş..
Yakamı kaldırıp ,büzülüp saklana saklana ,sakına sakına yürümeyeli çok olmuş..
Güneş var..Isıtmayan ,benle ilgilenmeyen bir güneş..Gölgem bile yerinde durmuyor..Ne varmış gibi , ne yokmuş..
Sabah ve akşam gözlüklerimi silip duruyorum..Pus gitmiyor..Pis kömür kokusu burnuma gelmiyor değil.. Kötüye yormuyorum eskiden kalma bir alışkanlıkla ben öyle hissediyor olabilirim..
Kömür kokusunun sindiği ,hiçbir rengin olduğu gibi olmadığı , sisli ,puslu gri bir Ankara olurdu.. Yakaları kaldırılmış , kısa ceketlere sığınmış kişiler hızlı sarsak adımlarla bir çukura basıp ,sudan sırılsıklam olmuş ayaklarını dahada ıslatmadan yürürlerdi..Kimse kimsenin gözüne bakmaz ,boyunları kabullenmişliğin ızgarasından geçmiş bir büküklükte sessizce yanınızdan süzülür giderlerdi..Olmayan işlerine , girince kıyamet kopacağından sığınılması en son düşünülen evlerine yetişecekmiş gibi giderlerdi..
Kahve köşelerinde bir bardak çay daha bırakılmayacak şekilde yer değiştirirler.. Kahveci yakalayıp çayı bıraktı mı soğutmadan içmezler ,yeni bir çay gelmesin diye kahveciye kaptırmamak için avuçlarında sıkıca tutarlardı..
Gece karanlıklarına sığınıp ,saklanıp evin yolunu uzattıkça uzatırlar..Parasızlığın ve işsizliğin hesabını verecekleri kapı arkası bağırtılarını geciktirmeye çalışırlardı..
Islanmış , neyin yorgunluğu belli olmayan bir bel büküntüsü ile kapıdan girerler.. Temiz olmasa bile evi kirletmemek amacıyla kapının arkasında üstünü temizler gibi yapar , içeriden söylenenleri duymuş ,duymamış gibi bir eda ile ,birazda içinde olmayan umursuzluğa sığınarak önüne ne konursa yerler .. Sorulanların hepsine tamamlanmamış cümle ve kelimelerle cevap verir, bir an önce ortadan kaybolmak için kendilerini uykuya teslim ederlerdi..
O Ankara çoğu böyle yaşanan hikayelerle doluydu..
Yakamı kaldırıp ,büzülüp saklana saklana ,sakına sakına yürümeyeli çok olmuş..
Güneş var..Isıtmayan ,benle ilgilenmeyen bir güneş..Gölgem bile yerinde durmuyor..Ne varmış gibi , ne yokmuş..
Sabah ve akşam gözlüklerimi silip duruyorum..Pus gitmiyor..Pis kömür kokusu burnuma gelmiyor değil.. Kötüye yormuyorum eskiden kalma bir alışkanlıkla ben öyle hissediyor olabilirim..
Kömür kokusunun sindiği ,hiçbir rengin olduğu gibi olmadığı , sisli ,puslu gri bir Ankara olurdu.. Yakaları kaldırılmış , kısa ceketlere sığınmış kişiler hızlı sarsak adımlarla bir çukura basıp ,sudan sırılsıklam olmuş ayaklarını dahada ıslatmadan yürürlerdi..Kimse kimsenin gözüne bakmaz ,boyunları kabullenmişliğin ızgarasından geçmiş bir büküklükte sessizce yanınızdan süzülür giderlerdi..Olmayan işlerine , girince kıyamet kopacağından sığınılması en son düşünülen evlerine yetişecekmiş gibi giderlerdi..
Kahve köşelerinde bir bardak çay daha bırakılmayacak şekilde yer değiştirirler.. Kahveci yakalayıp çayı bıraktı mı soğutmadan içmezler ,yeni bir çay gelmesin diye kahveciye kaptırmamak için avuçlarında sıkıca tutarlardı..
Gece karanlıklarına sığınıp ,saklanıp evin yolunu uzattıkça uzatırlar..Parasızlığın ve işsizliğin hesabını verecekleri kapı arkası bağırtılarını geciktirmeye çalışırlardı..
Islanmış , neyin yorgunluğu belli olmayan bir bel büküntüsü ile kapıdan girerler.. Temiz olmasa bile evi kirletmemek amacıyla kapının arkasında üstünü temizler gibi yapar , içeriden söylenenleri duymuş ,duymamış gibi bir eda ile ,birazda içinde olmayan umursuzluğa sığınarak önüne ne konursa yerler .. Sorulanların hepsine tamamlanmamış cümle ve kelimelerle cevap verir, bir an önce ortadan kaybolmak için kendilerini uykuya teslim ederlerdi..
O Ankara çoğu böyle yaşanan hikayelerle doluydu..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sökülen Etiketlerin Çıplaklığı ve Aynaya Gitme Vakti
Sökülen Etiketlerin Çıplaklığı ve Aynaya Gitme Vakti : Bazı zamanlar dışarıdan bakınca başladığımız yerde durduğumuzu, bir damla ileriye gid...
-
Sormuyorsun neden. Aklına gelmiyor değil cevabını bilmiyorsun. Biliyor olma ihtimalin çok yüksek biliyor olabilirsin verilen cevabın ne old...
-
Ben seni tanımaktan çok mutluyum.. Tanıdığımda en aykırı soruların sahibi olacağı izlenimim yoktu.. Öyle ge...
-
Kel bisikleti: Kaybetmeye alışmak : Öyle sıkı sıkı sarınıp yağmura dik durmak durmaya çalışmak ıslanmağa alışmak ıslanmak orada öyle beklem...