22 Eylül 2013 Pazar

Ankara 'da sonbahar...

Sabah olmasını çok beklemiyordum daha hemen oluveriyordu o zamanlarda .Belediye otobüsünün o büyük sahanına gidip camdan otobüsün simsiyah eksoz dumanının arasından
arkada bıraktığım bir şeyler varmış gibi hemen yerime yerleşmeye koştuğum bir gündü.
Kulağımda geceden kalma bir Ayten Alpman şarkısı vardı büyük bir ihtimalle.
Ve tamda bugün gibi sonbahardı.Okullar açılıyordu.

Yağmur yağdı yağacak.Hava kirli dumanına daha kavuşmamış kış gelmediğinden ama yine de gri.

Ayağımın altında sarı çıtırdayan bir yaprak.

Hayatın daha yeşil tomurcuklarındayım. Sararıp solup çıtırdamama daha çok var.
Ayağımın altında yine bir çıtırtı bu sabah .

Hayatımın bütün çizgileri o kadar derinleşmiş artık rötuş kabul etmiyor . Kaybolmaları için gülümsemelerle biraz derinlikleri azalıyor gibi.

Rüzgar yaprakları hafif hafif sallıyor vedalaşmaları için ağaçlarıyla .Kulağım eski şarkılardan birini duymak istiyor.Ölümü hatırlatmayacak bir melodi.En neşelisi bile hatırlatmadan edemiyor.

Yağmur bugün yarın kapıda.Gri bulutlar dolaşıp duruyor. Gül bahçesinin ağaçları birbirine daha mı çok sokulmuş ne.

Hep derim ya sonbaharı güzeldir Ankara 'nın.

Aşkları kıyılarda unutulmuş yazların hikayesinin sararmış yaprakları yerleri , yürekleri kaplar. Okul sıralarında bu günlerinde kulak fısıltılarının en çok anlatılanı yazın ayakların denize karıştığı yerlerin birinde bir akşam üstü veya akşamın karanlığına saklanılmış bir zamanda dudağa veya ele bir ten teması idi o zamanlar.Şimdi var mı böyle hikayeler bilmiyorum.Anlatılsa bile duymuyorum artık fısıltıları.
Bağırılarak anlatılması gereken yaşlarda fısıltıya yakışan kelimeler nasıl duyulur ? Duyulmaz tabii...

Sonbahar sardı etrafımı yine . Yapraklarını kurutan ağaçların bir sert rüzgarla ayrılacakları gün yakın. Kışı kuru bir yalnızlıkta geçireceği zamanlara hazırlıyor kendini.

Bir kapı zili kulağında çaldı çalacak.

Yalnızlığı zamanlara aykırı düşlerinde vardı o zamanlar , şimdi nasıl olsa yaşanacak.

3 Eylül 2013 Salı

Datça ' nın Can ' ları

Datça ' nın huyundan mı suyundan mı ? Adamın Can ı akşamın üstünü altına getirdiğimiz saatlerde sohbetin köküne hafif damlarcasına suyu vermeye başlayıp güneşin kızıllaşmasının hafif esintisine elinin içinde yuvarladığın bir bardağın serinliğini gönlünü de katıp kulağında Can babanın seçtiği bir müziğin eşliğinde kurtulamayan dünyanın zincirlerini sayma sohbetine başlamak istiyor ,  hem de Can Babayla.
Özledim Can Yücelin bir şiirine takılıp belki geçer diye hasretim , bardağımı alıp akşamın kızıllığına meydan okurcasına Datça akşamlarına hiç bir şekilde benzemeyecek saatlere dalmaya çalışıyorum .Can Babayı da özledim.
Rüzgar ,esinti falan yok.
Deniz kokusu dersen Ankara ' da olmaz öyle şey.
Ama yine de vazgeçmiyorum.
Kulağımda '' Sol yanım ,,.
Özledim sohbetini Can Baba.

2 Eylül 2013 Pazartesi

Eylül de gel

Romantik şarkıların dünyasıydı o zamanlar. Aşık olamasanız bile aşık olmak zorunda hissederdiniz kendinizi.Sadece şarkılar romantik değildi .Kar yağdı mı evdeki her birey (kediler ,köpekler dahil) kendisini o karın getirdiği hafif serin ama ısıtan rüzgara bırakır gecenin yarılarına kadar , iç çamaşırlarının bile sırılsıklam olmasına , bir yerlerinin donma noktasını çoktan geçmiş olmasına rağmen  dışarıda  o romantik havayı dibine kadar solumaya çalışırdı.
İlk bahar geldiğinde ise yazın geliyor olması bir telaş verirdi insana .Bir yere gideceğin yok ,gitsen bile genelde son dakika da belli olur. Tatil geliyor ya basardı yüreğini hüzün.Okul tatil olunca göremeyeceğin o kaçamak bakışların , sırların , içinde büyüttüğün hikayenin yaşanmıyor oluşumu , o hikayenin paylaşıldığı dostlarınla ayrılacak oluşun mu seni hüzünlendirir farketmezdi.
O yılların ,o günlerin hüzün tetikleyicilerinin en ünlülerinden biri Alpay dı.
Her nasılsa bir Eylül şarkısı olmasa da Eylül denilince hemen akla gelen bir şarkı olan ''Eylül de gel  ,,
dilime takıldı bu sabah .Nereden duydum?  Duydum mu ?  Ya da birisi Eylül mü dedi ?.

Dilime dolandı işte ''Eylül de Gel...,,
Gelir mi ?
Eylül geldi de.

17 Ocak 2013 Perşembe

Canım kızım..

        Yumuk yumuk bakışlarınla tanışmıştık seninle..
         Bir sabaha karşı gelmiştik hastahane ye akşam üstüne kadar bekletmiştin bizi..Sonra yumuk yumuk bakışlarınla tanıştık ..Annen ve ben için hayatımıza bir başka soluk getirdin..Çevremizde bulunan insanlarda senin gelişinden mutlu oldular.
        Saymıyorum şimdi..Bazıları yalnızca bir süreliğine bizden ayrıldılar ama çok yakınımızda bizim bütün mutluluklarımız da  olduğu gibi bu mutluluğumuzu da paylaşıyorlar..
       O gün her nasılsa o küçücük elinle parmağımı tutup yaşamak için yardımımı istemiştin..
       Bak bırakamadım seni..Daima ardında sana destek olma gayreti içinde oldum..
       Çocukluğun bir harikaydı..Gülümsemelerin , içten sarılışların bir babaya yaşatacağın en büyük mutluluktu..Şimdi de böyle..Sende çok çok büyümedin zaten..Hala benim mis kokulu bebeğimsin..
       Seninle her şeyi yaşamak ama her şeyi yaşamak çok güzel..Bunu bütün babalar kızlarına söyler bende sana söylüyorum..
       Kokun yüreğimin en derin yerlerine sinmiş..
       Seninle birlikte o kadar çok şey yaptık ki..Saymam onsekiz yılımı alır..Onsekiz yıl dile kolay senin tüm yaşamın..Bir anının bile eksikliği beni üzer..
       Seninle okula yeniden başladım..Seninle yürümeyi ,koşmayı ,şarkı söylemeyi ,müzik dinlemeyi ,oturmayı ,yatmayı ,su içmeyi ,yemek yemeyi ,resim yapmayı ,yazı yazmayı , gülmeyi , kahkahalar atmayı , ıslanmayı ,düşmeyi ne varsa senin hayatında her şeyi bende yeni baştan öğrendim..
      Senin baban olmak benim için en büyük kıvanç..
      Seni seviyorum Pamuk Prensesim..Kuzum..
      Canım kızım...
      İyi ki varsın..Hayatım bir başka aydınlanıyor...
     
     

3 Ocak 2013 Perşembe

Mutlu yıllar bebeğim...

               Nasıl derler bilirsin ya..
               Hani dolu dizgin yaşanmış bir gecenin ardından bayram gibi bir sabaha uyanırsın ya...
               Yorganın üstünden gözünü açmadan çoraplarını bulmaya çalışırsın , yataktan çıkmadığına kendini inandırmak için yorganı sırtına alıp kalkarsın ya yataktan..
               Beklediğin bir şey varmış gibi..
               Biri bacadan girip salondaki süslü çamın altına senin için bir paket bırakmış düşündesindir ya..
               Öyle kalk bu sabahta öyle bir sabah gibi..
               Yüzüne en sevimli halini gösteren bir tebessüm al ,en tazesinden , en sevimlisinden. Yorgana sarınarak koltuğa bırak kendini .Ayaklarını karnına çek otur..Derin dolu dolu bir nefes çek içine..Gözlerini yavaş yavaş aç..
                Göğsümde bir ağrı yine..Geyiklerin çan sesleriyle geçişlerini duyar gibiyim gökyüzünden. Geldiklerinde bende binip gitsem mi diyorum..Öyle derin derin geçmişi düşünmeden ..Bir kahve molası tadında bırakıp burayı ,düşleri ,hayalleri ,anıları ,yıldızları doldurup çuvalıma sırtlayıp bende binsem mi o kızağa ?
               Kar çok güzel yağıyor ..Kalınlaşacak sabaha dek..Yürüyüp gitsem ayak izlerim olmadan ,ses çıkarmadan..Gittiğim yeri ilk defa bilmeden..
              Sen baksan çamın altına ..Bir kutu bırakılmış sana..Kutu hayatın olsa..Sırtındaki yorganı bırakıp kalksan açsan kutuyu yavaş umutlu hareketlerle .Kutu boş..
              İçinde ben olmasam..
              Sadece bir ses duysan neden geldiğini bilmediğin..
              Bundan sonra hep duyacağın bir ses ta yüreğine işleyen..
              Mutlu yıllar  bebeğim...

14 Aralık 2012 Cuma

Hatırla...

         Hani o zamandan kalan bütün şarkıları unutacağımı düşünerek şarkı nakaratları söylerdin ya:
         -Ya beni unutmuşsan ,ya da artık sevmiyorsan..
         Nasıldı hatırladın mı o şarkı..???
         Ya beni..
         Dediğin gibi oldu..Yazdığın yazılar ,şiirler ,mektuplar...
         Dediğin gibi..
         Telefon da kalmayan sesin..
          -Alo kimsin ?
          -Benim ..
          -Sen kimsin ?
         Olmadı ya olsaydı böyle olurdu herhalde konuşmalar..
           -Selam..
           -Pardon çıkaramadım..
         Yolda bir karşılaşma konuşması olur şimdi..
         Dışarıda kar yağıyor..Kimin umurunda ..Adın mı kaldı?Adım mı kaldı?
         Hepsi hikaye idi..Bitti ve gitti..
         Ben uzak geçmişi hatırlıyorum sadece ..Sen yakın geçmişi..
         Her akşam seninle beni yeniden tanıştırıyorlar güya..Sen değilsin biliyorum..Ses çıkartmıyorum .. Sen değilsin..
         Karşımdaki kadın:
        - Boş verin diyor Alzheimer..Tanımaz..
        Ama o da benim anlattığım anılardan habersiz..Geçmişi yok..
        - Unutkanlık diyorlar onun için..
        Aynı masada karşılıklı oturup birbirimizi tanımadan yemek yiyoruz..
        Tanışamadan ..Konuşamadan..
        Gençlik bu..
        - Hatırla..Hatırla ..Hatırlaaa..

       
       
         

12 Aralık 2012 Çarşamba

Eski dostum..

    Hava bozdu..Kuzeyden sıkıca ,hem de pek sıkıca esiyor yel..
    Kuzeyden estiğini söylüyorum ya..Kitaplardan ,televizyonlardan ,gazetelerden öğrendiğim soğuk rüzgarların kuzeyden estiğini duyduğumdan..
   Yoksa şehrin ara sokaklarından birinde yarı açık bir camdan bunu bilmem neredeyse imkansız..
    Ama burası Ankara..Her şeyini bilirim..En güzel günlerini de ,en kötü günlerini de beraber yaşadık ..
    En eski dostlarımdan biridir..Birbirimize kötü gözle bakmadık..Kol kola girip yürümüşlüğümüz çok kaldırımlarında..
    Sevgililerimizden ayrıldığımızda birbirimizin saçını sıvazlayıp teselli verdiğimiz,göğsümüze yaslayıp ağlamasının bitmesini beklerken onun hıçkırıklarıyla göğsümüzün ,sesimizin titrekliğini sakladığımız çok olmuştur..
    Elele tutuşmadık..Kol Kola omuz omuza çok yürüdük..
    Sevgili olamadık birbirimize..Yetemiyeceğimizi bildiğimizden birbirimize..
    Ama yalnızlıklarımız ikimiz olsak da bitmedi..
    Birbirimize ağladık..Bir birimize gülümsedik..Birbirimize çok güldük düştüğümüzde..
    Biz dosttuk..O her köşesiyle benim dostumdu..Her halinde gördüm onu ..Oda beni..
    O yüzden bilirim..Havasını ,kokusunu ,hüznünü,kırılışını..
    O da beni bilir..

Gidilecek Yeri Abartınca Vardığın Yeri Tanıyamazsın

Gidilecek Yeri Abartınca Vardığın Yeri Tanıyamazsın : Başladığınızda gidilecek yer dediğiniz noktaya vardığınızda, orada olmanın artık bir ö...